Sefiller: “Yeter ki İlham Ara”

Tarih

Sefiller romanını yıllar sonra tekrar okudum. Liderliğinizde, vicdan ve duygu yönetiminin gelişmesine ilham olacak, insanın köşeli olan bakışlarının gelişimine katkı sağlayacak noktalar buldum. Jean Valjean karakteri, insan ruhunun karanlıktan ışığa yolculuğunu, toplumun dışladığı bireyin, erdemle yeniden doğuşunu temsil eder. Victor Hugo, onun aracılığıyla affetme ile, merhamet ve sevginin yasalarını bile dönüştürebileceğini vurgular.
Her çalışanınız, kuruma %50 güvenle işe başlar. Bunu bir bataryanın pil seviyesi olarak düşünürsek, güven endeksi yükselir ya da düşebilir. İnsanın sınırsız potansiyeli olduğunu hatırlatacak kışkırtmalar, yansıtmalar yapmak, liderliğinizin keşif sınavıdır. Güven endeksini düşürmeden, başarısızlıklarını geliştirme, öğrenme ve büyüme fırsatını oluşturmak, yönetici-liderin unvanlarını taçlandırır. Bu hikâyede Valjean’ın yeniden doğuşunu konu almaktadır.
Romanın Önemli Karakterler
1.Jean Valjean: Baş karakter, hayatının büyük bir bölümünü haksız yere mahkum olarak geçirmiştir. Ancak, zamanla merhametli, dürüst ve özverili bir lider haline gelir. Valjean, insanların ikinci bir şansı hak ettiğine olan inancıyla çevresindekilere ilham verir.
2.Fantine: Kızı Cosette için fedakarlıklar yapan bir annedir. Kendi zorluklarına rağmen, başkalarının iyiliğini düşünerek hareket eder. Onun bu fedakarlığı, annelik ve liderlik açısından önemli bir örnek oluşturur.
3.Javert: Polis müfettişi, yasaların katı kurallarını temsil eder. Ancak, Jean Valjean ile olan karşılaşmaları, onun da zamanla merhameti ve adaleti sorgulamasına yol açar. Javert’in iç çatışmaları, liderlikte esneklik ve anlayışın önemini vurgular.
Sefiller Romanından Liderlik İlhamları
Valjean, aç kalan yeğenleri için ekmek çalmaktan 19 yıl kürek cezasına çarptırılan bir mahkûmken, Piskopos Myriel’in merhameti sayesinde iyilik ve erdem yolunu seçer. Bu, onun kötülükten iyiliğe evriminin başlangıcıdır. Piskopos’un etkisi, Hugo’nun “tek bir iyi eylemin, bir hayatı değiştirebileceği” inancını yansıtır. Çalışanların kalplerinin yüceliğine dokunacak, özlerinde var olanı görmelerini sağlayacak, ilham almaları için kendi özünüzün yansımalarını paylaşmalısınız. Bu sayede paylaşmak, katkı sağlamak, öğrenmek, değişim-dönüşüm için çalışanınızda çaba enerjisini aktive edersiniz.
Valjean, yalan söylemekten nefret eder, vicdanıyla sürekli hesaplaşır. Başkasının suçunu üstlenerek gerçek kimliğini açıklaması, onun dürüstlüğünü gösterir. Liderlikte dürüstlük, takipçilerin güvenini kazanmak için hayati önem taşır. Bu güveni oluşturan, başkalarının iyiliği için kendi çıkarlarını feda edebilir ve sorumluluk alabilir olmaktan geçer. Valjean, vicdanının rehberliğinde doğru olanı yapmaya çalışır ve bu da onu adil bir lider yapar. Sorumluluğu, vicdanında ve zihninde idrak etmek, iki taraflı bilginin uyumunu doğurur. Liderlik, bu iki bilgi kaynağının iyi kullanımında yatar.
Fantine’ye verdiği sözü tutarak Cosette’i yetiştirmesi, Marius’u ölümden kurtarması ve hatta düşmanı Javert’i bağışlaması, onun koşulsuz sevgi ve özverisini yansıtır. ‘’İnsanı sevmeyen Lider olmasın’’ diyen yüksek lisans hocam akılma geldi. Ne güzel söylemiş. Lidere olan güveni oluşturan en önemli şey, sevgi ve özden vermektir. Birçok yönetici, etkin delegasyon yapılmaması nedeniyle, çalışanın şımaracağını, suiistimal edeceğini, başarının düşmesi kaygısından dolayı, mükemmeliyetçilikten gelen kontrol çabasına girerek, güven vermenin önemini atlar, vermek yerine almaya odaklanır.
Valjean, geçmişinin gölgesiyle ve toplumun adaletsizliğiyle mücadele eder. Kendi duygularını anlama çabası, hem onu trajik, hem de insan kılar. Çaldığı gümüş eşyaları Piskoposun ona hediye etmesi, ‘’Ruhunu, tanrıya satın aldım’’ demesi, Valjean’ın ahlaki uyanışının dönüm noktasıdır. Dürüstlük, açıklık, şeffaflık, empati, saygı, adalet, destek ve takdirin başlatıcısı, ilk yapanı olmak sizi rol model yapar. Liderliğin ahlaki sınavı şu söz ile taçlanır. ‘’Söylemenin en güzel şekli yapmaktır’’ Bu durum, kurumunuzdaki liyakatsizleri beslemeyi bırakmanızı sağlar. ‘’Cahillik, zeka ile ilgili değil. Cahilin sorunu ahlakla ilgilidir’’ Ahlak, kurumunuzda IQ’nün dışındaki zekaların keşfine olanak sağlar. Bunlardan en önemlisi duygusal zeka(EQ) ve ruhsal zeka(PQ)dır. Kurumlarda ve toplumda yaşayan liyakatsizlerin beslendiği yer, ahlaksızlıktır.
Yeni kimliğiyle bir kasabayı kalkındırması, onu topluma faydalı bir birey olabileceğini kanıtlar. Ancak Javert’in takibi, geçmişin asla silinmediğini vurgular. Kurumun kültürünün önemli parçası, hafızasıdır. Bununla birlikte kurumunuzda, fil hafızalı kişiler geçmişteki hatanızı, uzun yıllar unutmaz ve taşırlar. Olumsuz deneyimleri, başarısızlıkları, öğrenme sürecinde olduğunuzu görmeyen, anlama çabası göstermeyen bu kişilerin, zihinlerindeki geçmişi değiştirmek için enerji ayırmamanız gerektiğinin güzel örneğidir. Değiştiğinizi görmezler, her fırsatta size bu hatayı ima ederek, mahcubiyetinizi sıcak tutarlar ve değişim çabanızı manipüle ederler.
Fantine’in ölüm döşeğinde verdiği sözü tutarak Cosette’i kurtarması, Valjean’ın babalık rolünü ve insanlığa olan inancını simgeler. Güney Afrika’daki Apartheid rejimine karşı mücadele eden Mandela, insanlığa olan inancını hiçbir zaman kaybetmemiştir. Baba rolüyle de tanınan Mandela, ulusal birliğin sembolü olmuştur. Javert, kanunun katılığını temsil ederken, Valjean’ın onu affetmesi, merhametin yasaya üstünlüğünü gösterir. Bu Javert’in intiharına yol açan bir paradokstur.
“Merhamet, liderliğin gerçek gücüdür.” – Oprah Winfrey
Merhamet, liderlerin adaletli ve etik kararlar almasını sağlar. Yasaların ötesinde, doğru olanı yapma dürtüsüyle hareket ederek, çalışanlarının ihtiyaçlarını, duygularını ve sorunlarını anlayarak, onların mutluluğunu ve memnuniyetini ön planda tutarlar. Tüm fedakârlıklarından sonra, Cosette ve Marius’un yanında huzur içinde ölmesi, onun için tam bir ahlaki zafer ve kurtuluştur.
Yaşadığımız evrende her şey bir ilham kaynağıdır. Kurum ve organizasyonlarda, ekonomik belirsizlikler, değişen pazar dinamiklerine ve sürekli değişen müşteri beklentilerine uyum sağlama çabamız, insanı unutturuyor. Çalışanlarınıza iyi bakın ki, onlarda beklentilerinizi iyi yönetsinler. Duyguyu yönetemeyen lider, davranışları yöneterek sonuca ulaşmaya çalışıyor. Davranışın altındaki duyguları anlamadığınız, çalışanınıza dokunmadığınız sürece, beklentilerinizi yönetemezsiniz. Haklısınız, kurumların duygusu yoktur, ancak kurumu ayakta tutan insanların vardır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

İnsan olmak

Çalışanlarla doğru ilişki kurmak… Ah, ne kadar da basit...

Hazır yemek sektörü kendini yeniliyor

Türkiye’de hazır yemek sektörü, özellikle catering hizmetleri, son yıllarda...

Organizasyon Kültüründe Toksik Üretkenliği Sonlandırmak

Günümüz iş dünyasında üretkenlik, başarıya ulaşmanın en önemli göstergelerinden...

“Öğreniyorum, öğreniyorsun, öğreniyor” mu?

Henüz okula bile gitmediğimiz yaşlardan son nefesimizi verene kadar...